Havayı en çok kirleten ülkeler Çin, ABD, Rusya, Arjantin ve İtalya. Garip olan iklim anlaşmasından çıkan ülkeler de yine bu ülkeler. Bizde ise İklim kanunu TBMM genel kurulunda.
Onaylanması halinde; Tarımsal kısıtlamaları ön plana çıkaracak, aile çiftliklerine darbe vuracak, büyükbaş hayvancılığı bitirecek bir yasa. Su bahane edilerek, çiftçilere destekler kesilecek. Avrupa’daki çiftçileri iki de bir sokaklara döken sebep işte bu. Yani iklim kanunu yani karbon ayak izi mevzusu…
Ülkemizde ulusal süt konseyinin 2025 yılı için belirlediği süt alım fiyatı 17 lira 15 kuruş, ancak süt işletmeleri çiftçiden sütü bu fiyata almıyor, 14 liraya alıyor ve işinize gelirse diyorlar. Her şeyde olduğu gibi besicilerinde de maliyetleri sürekli artıyor. Zaten çoğu besici hayvanlarını satıp, köylerini terk etti. Şehirde ev araba aldı. Şimdi Et ve süt kurumu önünde ucuz et kuyruğunda bekliyor.
Hayvancılık şehri Erzurum’da süt üreten çiftçiler, ürettikleri sütlerini düşük fiyattan satmak zorunda kaldıklarını belirterek, geçen hafta küçük bir eylem yaptılar. Bırakın para kazanmayı hayvanlarının bakımını, işletmelerinin giderlerini bile karşılayamadıklarını belirttiler. ‘Sütümüz bozuk değildir’ diyerek, satamadıkları sütlerini vatandaşa ‘İftarlık’ olarak dağıttılar ve dediler ki, ‘’Bu şartlarda biz bu inekleri kesime göndeririz’’ bilesiniz.
Ve yine dediler ki, ‘’Süt kimsenin umurunda değil. Marketler sütümüzü almıyor, dışarıdan alıyorlar. Bizim meselemiz bu. Sütümüzün destek ödemesini alamıyoruz. Biz nasıl geçinelim? Sütümüz elimizde çürürse, ayaklar altında çiğnenirse elbette bu şehirde göç olur, köyler virane olur ’’. Adamlar yerden göğe kadar haklı.
Piyasaya müdahale ve yaptırım gücü olmayan ulusal süt konseyi yönetimi 3 sanayici, 3 kamu personeli, 3 sivil toplum temsilcisi ve 3 süt üreticisi üyeden oluşuyor. Yani çözüm üretmek gibi bir dertleri de güçleri de yok. Yurt genelinde binlerce süt üreticisi de Erzurumlu sütçüler gibi fiyatın altında süt satıyor. Yani bu ulusal bir kriz. Geçtiğimiz aylarda da zaten sanayiciler süt fiyatını düşürmüşlerdi. Süt konseyi ne mi yaptı? Çıtını bile çıkaramadı.
Netice itibariyle, dünyaya en çok zarar veren ülkeler besicilerini korurken, biz süt ineklerini kesime gönderip, çiftçiyi şehre göç ettirip, ‘Süt için süt içirin’ diye reklam çektirip, iklim kanununu onaylamak için gün sayıyoruz. Sonra da köylü üretmiyor deyip çiftçiye kızıyoruz.
Gel de şimdi besicilik yap..!
Çok beğendim çok güzel yazı sayın Ömer Dursun
Tebrikler güzel yazı
Besilere duyarsız kalmadığınız için teşekkür ederim. Besici kazanırsa şehir kazanır, besici kaybederse herkes kaybeder. Tespitiniz gibi besiciliği bırakan bugün şehirde Et süt kurumu önünde et kuyruğunda bekliyor. İklim kanununyla da küçük besiler yok edilecek. Bunu görmek için uzman olmaya gerek yok.
Çok teşekkür ederim. Ben anlatsaydim bu kadar güzel anlatamazdim. Tüm Türkiyedeki besiciler ve sütçüler adına teşekkür ederim. Dadaşlar diyarına selamlar saygılar
Kısa ve özlü bir şekilde ele alınmış fevkalade bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık. Hayvancılık tarımsal ekonominin temelidir. Erzurum ve yöresi için büyük yıkım. Geçmişte ticari ve ekonomik canlılığın hareket noktası hayvancılıktı. Yazıyı çok beğendim.. Tebrikler
Yüreginize sağlık üreticinin bir nebze dili oldunuz